İstanbul’da kaçakçılık operasyonu
Atatürk Havalimanı’nda sigara ve içki kaçakçılığı yaptıkları öne sürülen 40 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yurt dışından kaçak içki, sigara ve ilaç getiren bir şebekeyi takibe aldı.
Şebekenin, kaçak malları Atatürk Havalimanı’ndan yurda soktuğunu tespit eden polis ekipleri, İstanbul’un bazı ilçelerinde belirlenen adreslere operasyon düzenledi.
Operasyonda, gümrük görevlilerinin de aralarında bulunduğu öne sürülen 40 kişi gözaltına alındı.
Yaklaşık bir yıldır takip edilen şebekenin, ülkeye kaçak yolla milyonlarca lira değerinde sigara, içki ve ilaç soktuğunun tespit edildiği bildirildi (daha fazla…)
“Ege’yi başkente bağladık”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İzmir-Ankara bölünmüş devlet karayolunun açılışıyla ”Ege’yi başkente bağladıklarını” belirterek, ”Yaptığımız bu muhteşem duble yolla birlikte Turgutlu, Salihli, Uşak, Afyonkarahisar ve Eskişehir üzerinden güzel İzmir’imizi Ankara’ya bağlıyoruz” dedi.
Başbakan Erdoğan, İzmir’in Kemalpaşa ilçesi Ulucak beldesinde ”İzmir-Ankara bölünmüş devlet karayolunun” açılış törenine katılmak üzere geldiği İzmir’de, havalimanından başbakanlığa ait otobüse binerek ayrıldı.
Başbakan Erdoğan’ı taşıyan otobüsün geçişi sırasında Gaziemir ilçesinde, ellerinde Türk bayrakları bulunan bir grup vatandaş otobüsün yolu kesildi. Otobüsten inerek vatandaşları selamlayan Erdoğan, İzmir Valisi Cahit Kıraç bazı vatandaşların sorunlarını dinledi. Başbakan Erdoğan, çocuklara da oyuncak armağan etti.
Daha sonra Ulucak beldesine gelen Başbakan Erdoğan, açılış töreninde yaptığı konuşmada, bugün Türkiye’nin, İzmir’in tarihi bir gün yaşadığını, bir çok şehir için son derece önemli bir açılışı gerçekleştirdiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, İzmir, Ankara, Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak’ın hayalini gerçeğe dönüştürdüklerini, açılışını gerçekleştirecekleri ”İzmir-Ankara Devlet Yolu Projesi”nin çok geniş bir coğrafyayı yakından ilgilendirdiğini ifade ederek, ”Bugün Ege’yi başkente bağlıyoruz. Yaptığımız bu muhteşem duble yolla birlikte Turgutlu, Salihli, Uşak, Afyonkarahisar ve Eskişehir üzerinden güzel İzmir’imizi Ankara’ya bağlıyoruz” diye konuştu.
Bu yolla sadece İzmir’i Ankara’ya değil, İzmir’i ülkenin doğusuna, Türkiye’nin batısını, Türkiye’nin doğusuna bağladıklarını dile getiren Erdoğan, İzmirlilerin Ankaralıların, Uşaklılar’ın, Afyonkarahisarlılar’ın, Eskişehirliler’in bu yolun ne anlama geldiğini çok iyi bildiğini, özellikle bayram ve tatil dönemlerindeki yoğunluk nedeniyle İzmir’den yola çıkan bir aracın, ortalama 40 kilometre hızla yol alabildiğini, beklemelerle birlikte Ankara’ya ancak 9 saatte ulaşabildiğini anlattı.
-YOLUN SAĞLAYACAĞI FAYDALAR
Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
”Şimdi biz bu yolla birlikte İzmir ile Ankara arasındaki mesafeyi kapatıyoruz. İzmir-Ankara devlet yoluyla İzmir-Ankara arasındaki seyahat süresini inşallah 7 saate indiriyoruz. Bunlar dikkatli olarak tespit edilmiş saatler. Sadece zamandan değil, yakıttan da tasarruf sağlıyoruz. Bu yolla ekonomiye yıllık, yaklaşık rakam olarak veriyorum, 150 milyon dolar kaynak kazandırıyoruz. Bildiğiniz gibi bu duble yolun uzunluğu 569 kilometre. Bu 569 kilometre uzunluğundaki yol, Ege ve İç Anadolu’yu, Doğu Anadolu’ya, birbirine bağlıyor. Diğer yandan Orta, Doğu Karadeniz’i Marmara, Akdeniz ve Ege Bölgesine bağlıyor. Bu demek oluyor ki, bu yolun varlığı güzergah üzerinde yer alan bütün il ve ilçe ekonomilerine de önemli katkılar sağlayacaktır.
Bu yol, İzmir Limanı’na gelen ürünlerin iç bölgelere taşınmasında ve iç bölgelerde üretilen ihraç mallarının sevkıyatında da büyük kolaylık sağlayacaktır. Bizim öncelikli projelerimiz arasında bulunan Kütahya, Afyon ve Uşak illerinin ortak kullanımına açılacak, uluslararası havaalanından gelen trafik de, İzmir-Ankara devlet yolunu kullanacak. Bu sayede Ege’nin turizmi de canlanacak, özellikle Ege’nin termal turizm potansiyelinin kullanma kapasitesi de artacaktır. Bu sayede otellerimizin yatak kapasitelerinde de öyle sanıyorum ki kısa zamanda ciddi bir artış temin edilecektir. Tabi açılışını yaptığımız bu yolun sağlayacağı faydalar bunlarla da sınırlı değil. İzmir-Ankara devlet yolu, sağlık turizmine yapacağı katkının yanında inanıyorum ki otomotiv ve madencilik sektörlerine de ivme kazandıracaktır. Ulaşımın kolaylaşması nedeniyle bu sektörlerdeki yeni yatırımların Ege’yi tercih etmesinin önü açılmış
olacaktır.”
-KURALLARA UYALIM
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yolun, geçmiş yıllarda meydana gelen acı olaylar sebebiyle bir çok aile için kötü hatıralar taşıdığını belirterek, şunları kaydetti:
”Nice vatandaşımız bu yolun içler açısını durumu nedeniyle bayramı göremedi. Nice bayram dönüşü eve varamadan, yuvaya ulaşamadan burada, bu yolda ömrünü tamamladı. Nice insanımız burada dram yaşadı. Nice insanımız hayatını kaybetti. Sakat kaldı. Nice insanımızın kurduğu hayaller, nice ailelerimizin kavuşma hayalleri bu yola saplanıp kaldı. Şimdi yeni bir bayrama daha giriyoruz, Kurban Bayramı. Bir başbakanınız olarak, bir kardeşiniz olarak, rica ediyorum, güzel yollarımız oluşuyor. Ne olur ‘Nasıl olsa yollar güzel, bas basabildiğin kadar’ demeyelim. Az önce bakanım ifade etti. Yolların kralı olmaz, yolların kuralı olur. Gerçekten bu kurallara riayet edelim. Çünkü bizim inanın savaşlarda kaybedilmeyen insanımızı, biz bu trafik savaşında kaybettik. Bunu yaşamak istemiyoruz. Onun için de Kurban Bayramımızı, bayram gibi kutlayalım. Acı haberler yakınlarımıza farklı bir şekilde ulaşmasın. O mutluluğu paylaşalım. Onun için de kurallara uyalım. Bu dramatik hikayeyi inşallah nihayete erdirmek için bu yolları yapıyoruz ve bu yolu acı tatlı hatıralarıyla tarihe havale ediyoruz. Allah’ın izniyle insanımızın hayallerinin yolda kalmasına müsaade etmemenin gayreti olarak bu yatırımları yapıyoruz.”
BÖLÜNMÜŞ YOLLARDA 7 YILIN SONUNDA 11 BİN KİLOMETREYİ YAKALADIK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bölünmüş yollarda 7 yılın sonunda 11 bin kilometreyi aştıklarını, bu mesafenin dünyanın çevresinin dörtte birinden uzun olduğunu söyledi.
İzmir’in Kemalpaşa ilçesine bağlı Ulucak beldesinde düzenlenen, Ankara-İzmir Bölünmüş Devlet Yolu açılış töreninde konuşan Erdoğan, yolun medeniyet, ufuk ve vizyon anlamına geldiğini, büyük medeniyetlerin büyük yollar üzerinde inşa edildiğini belirtti.
”Bizim de medeniyetimizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarabilmemiz için yollarımızı geliştirmemiz, büyütmemiz, modernize etmemiz gerekiyor” diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
”Biz göreve geldiğimizden bugüne, bunun altını önemle çizdik. Yola çıktığımızda, ‘inşallah en kısa zamanda 15 bin kilometre duble yol yapacağız’ demiştim, o zaman muhalefet bizimle dalga geçmişti. ‘Nasıl, hangi parayla yapacaksınız?’ demişti. ‘Türkiye yapacak’ demiştim. Buna muktediriz. 79 senede 6 bin 100 kilometre yol yapılan Türkiye’de, bunların aklı bunu almıyordu. Ne oldu? 7 yılın sonunda 11 bin kilometreyi yakaladık ve aştık. Kendimize bu hedefi koyduk, bunu başaracağız. ‘Yollarla Anadolu’muzu inşallah il il birbirine bağlayacağız’ dedik. ‘Bırakın şehirlerimizi bir kenara, yolu olmayan, suyu olmayan köyümüz kalmayacak’ dedim. KÖYDES projesiyle yolu olmayan, suyu olmayan elektriği olmayan köy bırakmamak üzere yola çıktık. Artık yüzde itibarıyla, yüzdük, yüzdük sonuna geliyoruz.
Bir söz vardır ‘dile kolay’ diye. Bu açılışlarda şu kadar bin kilometre bazılarının kafasında. 11 bin kilometre diyoruz, ama bu onların hafızasını zorlayabilir. Bunlar büyük düşünemezler, ama ben karşımdaki topluluğun büyük düşünen bir topluluk olduğunu biliyorum. Çünkü ben Türkiye’nin, Türk milletinin büyük düşündüğünü biliyorum, buna inanıyorum. Çünkü bizler tarihte büyük düşünen bir milletin varisleri olarak, bu emaneti devraldık ve yolumuza devam ediyoruz. Bu mesafe dünyanın çevresinin dörtte birinden daha uzun. Türkiye’den Avustralya’ya kadar uzanıyor. İzmir’den ABD’nin en batıdaki şehrine, Los Angeles’e kadar uzanıyor. Onu da aşıyor. 11 bin 121 kilometre yatırımla bu işi bitirmeyeceğiz. 2023′e çok daha farklı hazırlanıyoruz.” (daha fazla…)
Genelkurmay’dan yalanlama
Genelkurmay Başkanlığı bir gazetede yer alan, “Albay Çiçek, 10 Kasım törenlerinin ardından, karargahta komutanlarla yemekte biraraya geldi” haberlerini yalanladı.
Genelkurmay Başkanlığı, 10 Kasım 2009′da Genelkurmay Başkanlığında düzenlenen öğle yemeğine, Kuvvet Komutanlarıyla Jandarma Genel Komutanı’nın katıldığını bildirdi.
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan bilgi notunda, ”10 Kasımda Genelkurmay Başkanlığında düzenlenen öğle yemeğine Kuvvet Komutanlarıyla Jandarma Genel Komutanı katılmıştır. Bunun dışında bu öğle yemeğine katılanlara ilişkin yapılan kasıtlı haberler yalandır. Kasıtlı olarak yalan haber yapanlara ilişkin suç duyurusunda bulunulmuştur” denildi. (daha fazla…)
Çocuklara aşı uygulaması yarın başlıyor
Bu kapsama giren, aşı yaptırmak isteyenlerin sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvuruların kendi beyanları yeterli olacak, herhangi bir belge istenmeyecek.
Alınan bilgiye göre, yarından itibaren sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvurup durumlarını beyan ederek aşı yaptırabilecek olanlar şunlar:
”-Kronik bronşit, KOAH ya da astım gibi kronik akciğer hastaları,
-Kronik kalp-damar hastaları, kalbinde doğumsal delik, damar ve kapak darlığı, kalbin bölümleri arasındaki bağlantı bozukluğu gibi rahatsızlığı olanlar,
-Özellikle diyalize giren kronik böbrek hastaları,
-Şeker başta olmak üzere metabolik hastalığı bulunanlar,
-Siroz başta olmak üzere kronik karaciğer hastaları,
-Anemi ve lösemi gibi kan hastalığı bulunanlar,
-Kanser hastaları,
-Bağışıklık sistemini baskılayan diğer rahatsızlıkları olanlar.”
6 ay ile 5 yaş altındaki çocuklara da aile onayı alındıktan sonra aşı yapılacak.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, domuz gribi aşılarının gönüllülük esasına göre yapıldığını, bu konuda herhangi bir zorlama olmadığını vurguladı.
Aşı uygulanan kişilere olası yan etkiler konusunda bilgi verildiğini kaydeden yetkililer, okul çağındaki çocuklara aşı uygulaması başladığında da veli onayı olmadan aşı yapılmayacağını bildirdi.
Hamileler için aşının etkinliğini artıran adjuvan maddesi bulunmayan özel aşıların Aralık ayının başında gelmesinin beklendiğini kaydeden yetkililer, ”Ancak Dünya Sağlık Örgütü adjuvanlı aşıların da hamilelere uygulanabileceğini açıkladı. Gebeliğinin son 2-3 ayındakilerde hastalık ağır seyrediyor. Özellikle 20 haftanın üzerindeki gebelere aşı yaptırmalarını öneriyoruz. Beklemek isteyenler de aralıkta gelecek aşıdan yaptırabilirler” diye konuştu.
Yetkililer, ayrıca, aşının koruyucu etkisinin en erken 10 gün sonra başladığına da dikkati çekti.
SAĞLIK BAKANI AKDAĞ: ”OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARINDAKİ ÖĞRENCİLERİMİZİ
AŞILAMAYA BAŞLIYORUZ, SÜREKLİ RAHATSIZLIĞI OLANLAR BEYAN ESASINA GÖRE AŞILANACAK”
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, okul öncesi eğitim kurumlarındaki öğrencilerin yarından itibaren aşılanmaya başlanacağını söyledi.
Bakan Akdağ, temaslarda bulunmak üzere geldiği Erzincan’da Vali Abdülkadir Demir’i makamında ziyaret etti.
Domuz gribi ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında gazetecilere bilgi veren Akdağ, yarından itibaren okul öncesi eğitim kurumlarındaki öğrenciler ile sürekli hastalığı olan vatandaşların beyan usulüne göre aşılanmasına başlanacağını anımsattı. Akdağ, vatandaşların aşı konusunda tereddüt etmemelerini istedi.
Bilim adamlarının salgın konusunda geçen hafta sonu itibariyle yaptığı tahminlere göre, 400 bin vatandaşın hastalanmış veya hastalığı geçirmiş olabileceğinin bildirildiğini hatırlatan Bakan Akdağ, şöyle devam etti:
”400 bin kişi hastalanmış olabilir ama kış mevsimi boyunca hastalandırabilecek bir virüs var ortada. O zaman öncelikli risk guruplarını aşılayacağız. Aşının bazı yan etkileri var. Her biyolojik maddenin ve aşının yan etkileri olabilir. 300 bine yakın sağlık çalışanı aşılandı. Onların hepsi işinde gücünde. 400 bin kişinin hastalığı geçirdiğini düşünün. 60′ın üzerinde hayatını kaybeden vatandaşımız var. Demek ki aşının yan etkileriyle hastalığın risklerini karşılaştırdığımız zaman hastalığın riskleri kıyaslanamayacak kadar yüksek. O zaman devletimizin Avrupalı ülkeler gibi, çağdaş ülkeler gibi imkanlarını kullanarak, zamanında hareket ederek vatandaşına sağladığı bu sigortayı vatandaşımız kullansın diyorum ben.”
”Yeni aşı alımı” konusundaki bir soru üzerine Recep Akdağ, Türkiye’nin elinde 2 milyon 400 bin doz aşı bulunduğunu, halen kullanılmaya devam eden aşıların kasım, aralık ve ocak ayında takviye edileceğini söyledi.
”HAZIRLIKLIYIZ”
Türkiye’nin domuz gribi olayına hazırlıklı olduğunu anlatan Sağlık Bakanı Akdağ, ”Hazırlıklı olmak çok önemli. Türkiye olarak biz bu meseleye çok hazırlıklıydık. Başından beri bir bilimsel kurul hazırlık yapmıştı. Bakanlık olarak bu hazırlıkları sıkı bir biçimde de takip ettik. Yaz mevsiminde Avrupa’ya hastalık yayıldığı halde Türkiye’ye bu hastalık gelmedi. Sonbahara doğru, kışa doğru bunun geleceğini de biz vatandaşa ilan etmiştik” diye konuştu.
Akdağ, hastalığın yayılmaması için bireysel tedbirlerin iyi uygulanması gerektiğini vurgulayarak, ”Yani toplumun çok kullandığı yerlere dokundurduğumuzda ellerimizi iyi yıkarsak ki bunun sayısı 5-10 olabilir, sabunla yıkarsak. Kapalı yerleri iyi havalandırıp, hasta olanların başkasına bu hastalığı bulaştırmaması için gerektiğinde maske takmalarını, öksürdüklerinde tek kullanımlık mendil kullanarak o mendili çöpe atılmasını sağlarsak bireysel olarak bu hastalığın yayılmasını yavaşlatabiliriz” dedi.
Erzincan Valisi Demir tarafından el işlemesi bakır tepsi hediye edilen Bakan Akdağ, daha sonra Erzincan’da Sağlık Bakanlığı tarafından yapımı tamamlanan hastane inşaatında incelemelerde bulundu.
Sağlık Bakanı Akdağ, AK Parti il başkanlığınca düzenlenen Merkez Danışma Kurulu toplantısına da katıldı. (daha fazla…)
Erdoğan Roma’ya gidiyor
Dünyada açlık çeken insanların sayısının bu yıl bir milyarı aşacağına dikkat çekilirken BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun yarından başlayacak İtalya’nın Roma kentinde gerçekleştireceği gıda güvenliği konulu Zirve’ye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da yer alacak. Erdoğan, FAO Zirvesi ve 26. FAO Konferansı’na katılmak üzere yarın akşam geç saatlerinde İtalya’ya gidecek.
FAO Direktörü Jacques Diouf’un daveti üzerine 16-18 Kasım tarihleri arasında İtalya’yı ziyaret edecek olan Erdoğan’a AB’den sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın eşlik edecek.
Başbakan Erdoğan, FAO Zirvesi’nin Salı günü yapılacak oturumuna katılacak. Zirve’ye katılan Devlet ve Hükümet Başkanlarının söz alacağı oturumda bir konuşma yapacak. Çarşamba günü düzenlenecek 36. FAO Konferansı’nın açılışında onur konuğu olarak da bulunacak olan Erdoğan, Konferans’ta da bir konuşma yapacak.
Bu arada, Erdoğan’ın, Roma’da ikili temaslarda da bulunması da öngürülüyor. Bu çerçevede Erdoğan’ın, Zirve’ye evsahipliğini yapacak İtalya’nın Başbakanı, yakın dostu Silvio Berlusconi ile biraraya gelmesi bekleniyor.
ZİRVE’NİN ANA TEMASI: GIDA GÜVENLİĞİ
Çok sayıda liderin katılımıyla yarın Roma’da gerçekleşecek FAO Zirvesi, gıda güvenliği konusuna odaklanacak. “Gıda, ekonomik ve finansal krizlerinin dünya gıda güvenliği üzerindeki olumsuz etkilerinin nasıl minimize edileceği gibi konular ele alınacağı zirvenin sonunda bir deklarasyon yayınlanması öngörülüyor.
FAO, küresel gıda güvenliğinin kötüleştiğini söylüyor ve bunun insanlık için “ciddi bir tehdit” olduğu uyarısını da yapıyor.
AÇ İNSANLARIN SAYISI BU YIL 1 MİLYARI AŞACAK
FAO, gelişmekte olan ülkelerde gıda fiyatlarının bir türlü aşığa çekilmediğini, son yıllarda açlık çeken insanların sayısının sürekli arttığını vurgularken küresel krizin, iş olanaklarını olumsuz etkileyerek ve yoksulluğu derinleştirerek durumu daha da kötüleştirdiğine dikkat çekiyor.
Bu arada FAO, açlık çeken insanların sayısının, 2009 yılında 100 milyon daha artarak bir milyarı aşacağını da tahmin ediyor (daha fazla…)
“Yargıyı rahat bırakın”
Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Türkiye’de bugüne kadar gizli tutulan, gizlenen yargı kararı olmadığını, dinleme ve teknik takip kararlarının ise süreleri dolmalarına rağmen gizlendiğini ve kararlara itiraz etme olanağı sağlanmadığını söyledi.
YARSAV’ın 2. Olağan Genel Kurulu, Türkiye Barolar Birliği Konferans Salonu’nda toplandı. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Onursal Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Danıştay eski Başsavcısı Tansel Çölaşan, Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Yargıtay 8. Ceza Dairesi üyesi Hamdi Yaver Aktan’ın katıldığı Genel Kurul’da, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz da yer aldı.
YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Genel Kurulda yaptığı konuşmada, YARSAV’ın hukukun üstünlüğünden başka bir amacı olmadığını belirterek, “Yargı ve yargı bağımsızlığı ülkemizde her geçen gün artarak katlanan sorunlarla yüz yüze kalmaktadır. Yakın zamanda ortaya çıkan ve yargıda dinleme skandalı olarak tüm kamuoyunun bilgisine ulaşan konular göstermiştir ki yargı çok büyük bir baskı altındadır” dedi.
YARSAV Başkanı olarak Yargıtay ek binasında yaptığı basın toplantısının ardından YARSAV’ın yürütme organının teknik takibine maruz kaldığını savunan Eminağaoğlu, şunları dedi:
“Yargıtay ek binasında yapmış olduğumuz açıklama nedeniyle sadece ve sadece kamu dernekleri için söz konusu olan yasa uyarınca suçlanmaktayız. Bu bir hukuk skandalıdır. Oysa YARSAV kamu derneği değildir. Bu konuda Yargıtay Başkanlığının yazıları bile olmasına rağmen yürütme organı Yargıtay Başkanlığı yazılarını bile görmezden gelmektedir. Amaç, Kamu Dernekleri Yasasına göre bir yaptırım uygulayarak yönetim kurulunu düşürme girişimidir. Yürütme organının YARSAV yönetimine ve hukuka yönelik saldırı ve baskıları artarak devam etmektedir.
YARSAV sayesinde ortaya çıkmıştır ki Adana’da, Konya’da, Yalova’da, İstanbul’da örgüt soruşturması yapan Cumhuriyet Başsavcıları dinlenmiş, teknik takibe alınmıştır. Cumhuriyet Başsavcılarının etkin ve tarafsız soruşturma yapılması yolundaki konum ve görevleri nedeniyle neden Cumhuriyet Başsavcılarının baskılanması yoluna gidilmektedir? Bu Başsavcılar görevde olduklarına göre sistemde bir terslik vardır ve Başsavcıları bu işlemlere muhatap kılanlar hukuk karşısına çıkmamaktadırlar. Dinleme ve teknik takipleri ortaya çıkaran YARSAV hedeftedir. Ortaya çıkmayan boyutlar ise bilinmemektedir.”
Dinleme ve teknik takip kararlarını veren meslektaşlarını suçlamayı doğru bulmadığını ifade eden Eminağaoğlu, “Bu meslektaşlarımızdan karar talep eden Teftiş Kurulunun meslektaşlarımız üzerinde sahip olduğu yetkiler bu kararları ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle Teftiş Kurulu siyasi bir ortam olan bakanlığa bağlı olmamalıdır. Yargıç güvenceli durumda görev yapmalıdır. Güvenceler kağıt üzerinde kalmamalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Eminağaoğlu, 2008 yılı Eylül ayında yargıdaki tüm meslektaşlarını kapsayacak, ucu açık olarak verilmiş bir soruşturma izninin ortaya çıktığını ileri sürerek, “Tüm meslektaşlarımız bu soruşturmanın içine adım adım sokulmaktadır. Türkiye’de yargı bu denli baskılarla karşı karşıya kalmamıştır. Hukuk herkes içindir, yargı herkes içindir. Hukuktan başka hiç bir çözüm yeri görmeyen bizler hukuk sürecini saygıyla ve sonuna kadar yürüteceğiz.”
“BEN”DİNLENMİYORUM’ DİYEN KİMSE YOK”
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Eminağaoğlu, “Dinlenmiyorum, teknik takibe tabi tutulmuyorum” diyen kimsenin olmadığını söyledi. Yasal güvencelerin dahi ortadan kalktığını, tüm bunların yargı kararlarıyla yapıldığını ifade eden Eminağaoğlu, “Belirli kurumlar bu kararları infaz eden kurumlar ‘yargı kararları vardır bu nedenle bu işlemler yapılmaktadır’ demektedir ama Türkiye’de bugüne kadar gizli tutulan, gizlenen yargı kararı olmamıştır. Dinleme ve teknik takip kararları süreleri dolmalarına rağmen gizlenmektedir, gizlenen kararlara itiraz etme olanağı sağlanmamaktadır” dedi.
Türkiye’de yargının şimdiye kadar uğramadığı boyutta saldırılara muhatap olduğunu savunan Eminağaoğlu, “Burada siyasi irade tutum ve davranışlarından vazgeçmelidir, duyarsızlığından vazgeçmelidir, baskı yaratmaktan vazgeçmelidir. Yargıyı rahat bırakmalıdır. Yargıyı yargıya bırakmalıdır. Yargıya bırakılan bir yargı sadece ve sadece hukuk çerçevesinde hareket edecektir. Ancak bugün Türkiye’de baskı altında bir yargı vardır. Bunun mücadelesi sonuna kadar verilecektir” diye konuştu.
ÇOK VAHİM BİR TABLO
Eminağaoğlu, Telekomünikasyon İletişim Başkanının açıklamalarının kendisini tatmin edip etmediğinin sorulması üzerine de, “Adalet müfettişlerinin İstanbul Emniyetine yazdığı yazıda TİB’deki verilerin ayrı bir tarafa kaydedilmesi ve daha sonra TİB’deki tüm kayıtların imha edilmesi yönünde bir yazı vardır. Bu yazı sanırım Sayın TİB Başkanı’nı yanıtlamaktadır. Burada Yargıtay santral boyutu öne çekilmektedir, ancak kararlarda iş yerinin de teknik takibe alınması konusu vardır. Bu yüksek yargının, Yargıtay’ın ortam dinlemesine tabi tutulduğu anlamındadır, bu da çok vahim bir tablodur” dedi (daha fazla…)
Türkiye Mısır tatbikatı başlıyor
Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgi notunda, tatbikatının amacının iki ülkenin Deniz Kuvvetleri unsurları arasındaki karşılıklı işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği geliştirmek olduğu belirtildi.
Genelkurmay Başkanlığı’nın konuyla ilgili bilgi notunda şunlar kaydedildi:
“Dostluk Denizi-2009 Türkiye-Mısır İkili Tatbikatı, 16-21 Kasım 2009 tarihleri arasında, Türkiye’nin ev sahipliğinde Doğu Akdeniz’de icra edilecektir. Tatbikatın amacı; iki ülkenin Deniz Kuvvetleri unsurları arasındaki karşılıklı iş birliğini ve birlikte çalışabilirliği geliştirmektir.
Tatbikata, Türkiye’den iki fırkateyn, iki hücumbot, bir denizaltı, bir korvet, bir hedef çekici gemi, iki karakol botu, bir SAT görev timi ile birlikte Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı uçar birlikler, Mısır Arap Cumhuriyeti’nden ise iki fırkateyn, iki hücumbot, bir yardımcı sınıf gemi, bir helikopter ve bir SAT görev timi iştirak edecektir. “
Kılıçdaroğlu’nun acı günü
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun annesi Yemuş Kılıçdaroğlu (87) tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Tunceli’deki evinde aniden rahatsızlanan ve kalp yetmezliği tanısıyla geçtiğimiz hafta Tunceli Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan Yemuş Kılıçdaroğlu durumunun ağırlaşması üzerine Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi’ne nakledildi. 6 gündür tedavi gören ve müdahalelere cevap vermeyerek dün sabah ölen Yemuş Kılıçdaroğlu, bugün Tunceli Cemevi’nde yapılacak törenin ardından Atlantı köyünde toprağa verilecek





bir yorum yazın